Zirvelerde, kartallarda bulunur, yılanlarda.
Ancak birisi oraya yükseklerden süzülerek, diğeri yerlerden sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir.” İnsanlar, son yıllarda müthiş bir tüketim ve başarı yarışına doğru itildi.
Başarıya ve yükselmeye odaklanmış bu insanlar, gerekirse hiç çekinmeden birbirlerinin üstüne basarak da amaçlarına ulaşmakta sakınca görmez hale geldiler. Önceleri yere düşenin elinden tutup kaldırırken, şimdi sendeleyeni itekliyoruz.
İnsanoğlu, hırs ateşi ile yanıp tutuşanlar ve kanaat eden mutlu insanlardan oluşur. Kişinin gerçek başarısı hissettiği mutluluktur. Bunun dışındaki başarılar, zamanla gözden ve gönülden silinir, söner gider.
Mevlana, ‘hırsı’ ateşe benzetir.
"Kömür yanarken ateşi göze güzel görünür. Ama sönünce gerçek rengi ortaya çıkar. Kötü bir şeyi de insana güzel gösteren ona duyulan hırstır. Rahmani olan kanaat ve terenninin aksine hırs ve acele Şeytan’dadır."
Şu anda dünyada başarı için kullanılan tekniklerin bir çoğu maalesef insanların hırslarını körükleyen bir rüzgar gibidir. Sadece kendini düşünen, rekabet hırsı ile yaşayan her insan, tüketim yarışı ile aslında kendini tükettiğinin farkında değildir.
Basit birkaç soru ile olayın neresinde olduğumuzu sorgulayabiliriz.
Nereye koşuyoruz, ölüme mi?
Nasıl koşuyoruz, yalnız mı?
Ne ile koşuyoruz kanaatle mi, hırsla mı?
Hızla ve telaşla yaşadığımız hayatda, bir oraya bir buraya koşup duruyoruz.
Hep yetiştirmemiz gereken işlerimiz var.
Koşar adımlarla yürümek, acele ile yemek yemek, dostlarımıza ve ailemize çok az zaman ayırmak, neredeyse yaşam tarzımız oldu.
Halbuki, yarın elinizde ne kadar hızlı yaşadığınız, hangi zirvelere tırmandığınız değil, mutlu yaşadığınız anların tatlı hatırası kalacak .
M.BOZDOĞ’ın deyimi ile "Hırs, çok istemek ve çok çalışmaktır. Aynı zamanda başkalarını geride bırakmayan hiçbir sonuçtan razı olmamaktır. Beğenmemektir, kabullenmemektir, küçümsemektir. Kanaat ise, çılgınca isteme, çalışmak ama, elde edilen her sonucu memnuniyetle karşılamaktır."
Mevlana’ya göre ise "Hırs körlüğü, en kötü körlüktür.
Temiz bir göz, akıl ve kulak istiyorsan muhakkak tamah perdelerini yık..."
Bu zirveye dikeceğiniz bayrak mutluluk, huzur ve sükunet bayrağıdır.
Burada yapacağınız en büyük davranış ise sık sık tekrarlanan Tanrıya olan şükranlarınız ve istediğiniz her şeyi diğer insanlar için de istemektir.
Her insan yaratılış özellikleri, algılaması, zekası ve yetenekleri ile farklıdır. Yaratıcının yaşamdaki uyguladığı bu ruhsal ve bedensel yaratılış farkları, yarış için yaratılmadığımızın iyi birer göstergesidir. Aslında yaşamı güzelleştiren ve renklendiren de bunlar olsa gerek.
Unutmayın ki hayatta yarışmanız gereken tek kişi kendiniz, aşmamız gereken tek zirve de "kendini aşmak" olmalı.
|
 |
Yorumlar |
|

|
|