Anasayfa Sohbet Chat İletişim Forum
 
 
  Almanya Sohbet
  Chat Sohbet
  Filmler
  Futbol
  Fıkralar
  Gurbet Sohbet
  Güzel Sözler
  Haberler
  Hayat ve İnsan
  hayata dair
  Hikayeler
  ilahiler
  ilginç
  Karikaturler
  Kitaplar
  MersinSohbet
  Msn Messenger
  Otizm
  Programlar
  Resimler
  Rüya Tabirleri
  Sağlık
  sohbetfr
  Ssk Bağkur
  Yemek Tarifleri
  İslam
  Şarkı Sözleri
  şarkı sözleri
  Şiirler
  şiirler
 
 

Okunma

444

O Allah, sizi (önce) topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.” (Mümin, 67)

İnsan hayata anne rahminde başlar. Doğum ile dünya hayatına adım atar. Dünya hayatında, bebeklik, çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılılık evreleri geçirir. Ölüm ile kabir hayatında, kıyametin kopması ile ahiret hayatında yaşamaya devam eder, orada ölüm ve yaşlılık yoktur. (Müslim, Cennet, 22) Kur’an’da insan hayatının bu evreleri şöyle dile getirilmektedir: “O Allah, sizi (önce) topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.” (Mümin, 67)

Ayette yüce Allah’ın biz insanları topraktan, nutfeden ve âlaktan yarattığı, bize çocukluk, gençlik-olgunluk ve yaşlılık dönemlerini yaşattığı, bir kısım insanları çocuk iken vefat ettirdiği, her insan için ölüm takdir ettiği, dünya hayatının sınırlı olduğu, her insanın ölümü için belirli bir vakit bulunduğu bildirilmektedir. Dünya hayatının her evresi önemlidir. Her evrenin kendine özgü güzellik ve zorlukları vardır. Yaşlılık döneminin diğer evrelerden farklı olarak kendisine has özellikleri vardır.

Yaşlılık; kendine özgü fizyolojik ve ruhsal değişimlerin ortaya çıktığı, bilgi ve deneyimlerin sentez edildiği, genç kuşaklara aktarıldığı, yalnızlık ve uyum sorunlarının yaşandığı dünya hayatının son evresidir. Yaşlılık algılama, bellek ve kısmen bile olsa üretme yeteneklerinin azalmasıyla kendini belli eder. Yaşlılık, ruhsal yönden çevreye karşı ilgisizlik, içe kapanma, hayattan zevk almama gibi değişimlerle kendini belli eder. Yaşlı insan, bu döneme tecrübe kazanarak gelmiştir, güngörmüştür, dünyada bir şekilde görevini yapmış, çocuklarını yetiştirmiş, okutmuş, evlendirmiş, iş sahibi yapmıştır, torunları olmuştur. Hayatının bu son dönemini, çocuklarının yanında torunlarını severek geçirmek, saygı görmek, iltifat edilmek ister. En büyük korkusu bir kenara itilmek, yalnızlığa terk edilmektir. Vücudunun yıpranmış ve birtakım hastalıklara yakalanmış olması, yaşlılık döneminin önemli problemlerindendir. Eskiden büyük ailelerde yaşlılar çocukları ile birlikte aynı evde yaşarlar, sevgi ve saygı görürlerdi. Modern hayat, yaşlıları kendi evlerinde yalnız yaşamaya veya huzur evlerinde kalmaya mahkûm etmiştir. İslâm, yaşlıya saygı, sevgi, ilgi, şefkat, merhamet ve hizmet edilmesini ister.

Yaşlıya Saygı

“Küçüğüne merhamet etmeyen, büyüğüne saygı göstermeyen bizden değildir.” (Tirmizî, Birr, 15) anlamındaki hadis, yaşlıya saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Yaşlıya saygı; onun sözünü dinlemek, ona kırıcı söz söylememek, iyi davranmak ve hizmetinde bulunmakla gerçekleşir. Yaşlıya saygı gösteren saygı görürür. “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” (Müslim, Fedail, 65), “Rahman olan Allah, merhametli olanlara merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin, (o zaman) göktekiler de size merhamet eder.” (Ebu Dâvud, Edeb, 66) anlamındaki hadisler yaşlıya saygı gösterilmesi gerektiğini ifade eder.

Yaşlıya İlgi

Yaşlının en çok muhtaç olduğu şey ilgidir. İlgi ve sevgi onu ayakta tutar. Seven sevdiğine ilgi ve sevgi gösterir. Yaşlı için ilgi ve sevgi su ve gıda gibidir. Sevgi, ilgi, şefkat ve merhametin sonucudur. Yaşlıya ilgi göstermemek onun hayatla olan bağlarını kesmek anlamına gelir. Kendisine değer verildiği, ilgi gösterildiği, önemsendiğini hissettirmek yaşlıyı hayata bağlar, gönlünü mutlu eder. Huzur evine bırakılıp ziyaret edilmeyen, aranıp sorulmayan, ilgi gösterilmeyen yaşlıların üzüntülerini ve gözyaşlarını, çoğumuz televizyon programlarında izlemiştir.

Yakup (a.s.) oğlu Yusuf’u kaybedince, ondan ayrı kalmasından dolayı gözlerini kaybetmiştir. Oğlunu bulunca da gözlerine kavuşmuştur. (Yusuf, 78) Bu da yaşlıların çocuklarıyla birlikte olmalarını istemelerinin açık bir beyanıdır. (bk. Meryem, 1-9)

Yaşlı insan, eski konumunun devam etmesini ister. Yıllarca aile içerisinde sözü dinlenmiş ve kendisine önem verilmiş kişilerde, bu önemini ve ona olan ilginin kaybedildiğini hissettiği an hayattan geri çekilme ve düşüş görülebilir. Toplum ve fert nazarında hüsnü kabul görmek, yaşlının olmazsa olmaz isteğidir. Söylediğinin önemsenmemesi onu yaralar.

Yaşlıya Hizmet

Yaşlı insanı hayata bağlayan ve onu ayakta tutan şey ilgi ve sevgidir. Sevgi ve ilgiyi göstermenin yolu ise ona hizmet etmektir. Yaşlıya hizmet, ona bakmak, gereksinimlerini gidermek, gönlünü hoş tutmak, hal ve hatırını sormak, elini öpmek, terliğini vermek, elbisesini ütülemek, taleplerini karşılamak, gönlünü hoş tutmak, yemeğini yemede yardım etmek, nazik davranmak, güzel sözlerle hitap etmek, onunla tatlı konuşmak, zaman zaman hediye vermek, hatıralarını dinlemek, anlattıklarını usanmadan sabırla dinlemek şeklinde gerçekleşir.

Dünyayı seven, yaşlıyı memnun
eder, bu sayede Allah’ın rızasını kazanır. Âhireti seven yaşlıya hizmet eder, cennet nimetlerini kazanır. Yaşlı insana, “senin yaşın geçmiş, işin bitmiş” demek onu üzer, gönlünü kırar, ruhunda onarılamaz yaralar açar. “Allah sana sağlık versin, uzun ömürler versin” demek yaşlının gönlünü fetheder.
Yaşlı anne-babaya yapılacak hizmetin önemli bir boyutu da onunla aynı evi paylaşmak, onu yalnız yaşamaya mahkûm etmemek veya huzur evine göndermemektir. Çünkü bir yaşlıya verilecek en büyük ceza onu torunlarından ayırmak, onu yalnız bırakmaktır. “Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabbine, “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın”, diye dua etmişti” (Enbiya, 89) anlamındaki ayet ile yalnızlığın ne kadar zor bir şey olduğu bir peygamberin dilinden anlatılmaktadır.

İslâm Yaşlıya Değer Verir

İslâm, yaşlıya değer vermiş, ona hayatın her alanında kolaylıklar sağlamış, özel muameleye tabi tutmuştur. Savaşta yaşlıya dokunulmaz, gayrimüslim yaşlıdan cizye alınmaz. Gücü yetmeyen yaşlı ramazan orucunu tutmaz (bk. Bakara, 184), namazını ayakta gücü yetmiyorsa oturduğu yerden veya yatarak îma ile kılabilir. Peygamberimiz, “Herhangi biriniz cemaate namaz kıldırdığında namazı hafif tutsun/kısa tutsun. Çünkü onun arkasında zayıf, yaşlı ve ihtiyaç sahibi kimseler namaz kılıyor olabilir. Yalnız başına kaldığı zaman dilediği kadar uzatsın.” (Ahmed, II, 502)

Yaşlıya iyilik yapan karşılığını görür. Peygamberimiz, “Kim gençliğinde bir yaşlıya iyilikte bulunursa, Allah o kimseye yaşlılığında yaptığı iyiliği karşısına çıkarır.” (Tirmizi, Birr, 75) buyurmuştur.

Yüce Allah, İsra suresinin 23-26. ayetlerinde yaşlı insanın sözlü bile olsa rahatsız edilmemesini, kesinlikle azarlanmamasını, onlara mutlaka tatlı söz söylenmesini, onlara kol kanat gerilmesini ve onlara yapılacak bütün davranışların sevgi endeksli olmasını istemektedir. Yaşlı buna muhtaçtır. Çünkü bedeni yıpranmış, âdeta çocuklaşmıştır, sevgiye, ilgiye ve merhamete susamıştır.

“Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?” (Yasin, 68) anlamındaki ayette yaşlının son dönemi çocukluk hâline benzetilmektedir. Bu nedenle çocuğa gösterilen ihtimamın aynısı ona da gösterilmelidir.

Sonuç olarak; insan hayatının son evresi olan yaşlılık, fıtrî bir olgudur, kaçınılmaz bir gerçektir. İnsanoğlu ister istemez yaşlanır. Yaşlanmamaya çare yoktur. Şu hadis bu gerçeğin açık beyanıdır: “Ey Allah’ın kulları! Biri hariç Allah hiçbir dert vermemiştir ki, onun devasını ve şifasını da vermiş olmasın. Sahabenin, ‘Nedir çaresi olmayan şey” diye sorması üzerine Hz. Peygamber, “yaşlılıktır” cevabını vermiştir.” (Tirmizî, Tıb, 2)

Yaşlılık dönemi zordur, sıkıntılıdır. Onun için Peygamberimiz, "Allah'ım! Ömrün en sıkıntılı günlerine kadar yaşamaktan sana sığınırım." (Buhârî, Deavât, 36), "Allah'ım! Tembellikten, düşkünlük derecesinde yaşlılıktan sana sığınırım." (Buhârî, Deavât, 38¸ Nesâî, İstiâze, 26-27) diye dua etmiştir. Onun için yaşlıya saygı, ilgi, sevgi, şefkat ve merhamet göstermek, ona gereken hizmette bulunmak gerekir. Bu, çocukların, gençlerin, toplumun ve toplumu yönetenlerin görevidir. Yaşlılar yalnızlığa, ilgisizliğe ve yokluğa terk edilmemelidir. Yaşlılar banka kuyruklarında çile çekmemelidir. Köşe başlarında dilenmeye mahkûm edilmemelidir. Evlerde veya huzurevlerinde yalnızlığa terk edilmemelidir. Aç-susuz bırakılmamalıdır. Hastane köşelerinde bekletilmemelidir. Horlanmamalı ve aşağılanmamalıdır. Bayramdan bayrama ziyaret edilen, yılda bir gün hatırlanan konumuna düşürülmemelidir. İnsan sesine ve sıcaklığına hasret bırakılmamalıdır. Bilelim ki yaşlıları üzen, küstüren, ağlatan ve yalnızlığa terk eden fert ve topulumlar iflâh olmazlar.
__________________
Karıncaya sormuşlar; '' nereye gidiyorsun?'', '' dostuma'', demiş. ''Bu bacaklarla zor'' demişler. Karınca; '' olsun, varamasam da yolunda ölürüm'' demiş.. Yolunda ölünecek dostlara...
                                                         ( ekleyen: Deniz )

Yorumlar
Abbas
İnsanları Anlamak , Hayatı Anlamaktır..Hayatı Anlamlı Kılan ise Anlamlı bir insan olmaktır..Yaşlılar toplumumuzda En cok tecrübe edinmiş ve en az ilgi gören insanlardır malesef..Bunun için ne mi yapmalı? Sokaktan Gecen herhangi birine hatır sorabilirsiniz..Değerli oldugunu hissetmesin isağlarsınız..Emin oL size Mütemadiyen Anlatıcak okadar anısı vardırki..


alem
selam olsun


CauCHeMaR
Emegine Yüregine saglik Denizim.. Paylasimlarin için binlerce kez tesekkur..



Bir kaç bilgisayar programı..
Watchmen
www.Sohebtcicafe.com
Kaykay
gıcık akbabalar
Kimlik
cirkin cocuk
BeBek resmi
selale
Bayrak
 
  Uzman Çözümler

Güzel Sözler Sohbetcicafe Sohbet Akdenizce Antalta Sohbet