Bulut olmak isterdim gökyüzünde. Beyaz pamuk gibi bir bulut…
Serseri rüzgarlarla şımarık bir çocuk gibi bir o yana bir bu yana savrulmak, şekilden şekile girmek isterdim. Bilmediğim uzaklara gidip, oradaki insanları görmek ne güzel olurdu. Bazen yokolmak pahasına alçalıp dokunmak isterdim her birine. Bazen içimdeki sözcükleri yağmur damlacıklarına sarıp sarmalar, onlara atardım. Canlı cansız herşey nasiplenirdi himmetimden geceden sabaha.
Belki ben yoluma devam ederken, güneş doğardı ıslattığım topraklara. Belki ebemkuşağı gelirdi peşimden. Bir ucunda Karûn’un hazineleri, diğer ucunda bilinmeyen mutluluklar saklı ‘yedirenk köprüsü’ beni takip ederdi. Ben döndükçe o da dönerdi. Belki yolunu kaybetmiş kuşlar da geçerdi içimden. Hatta ırmaklar çağlardı ardım sıra, gürül gürül. Yeşerirdi çiçekler, ağaçlar türkü söylerdi. Beni gördükçe insanların yüzü güler, kuşlar en güzel tüylerini giyerdi. Düğün gibi olurdu her yer. Rengarenk olurdu. Gölgesinde uyuyan çoban, çimeninde büyüyen kuzu, peteğinde bal yapan arı, hepsi beni severdi. Aydınlık yüzüm şu güzel güneşi, ayı bile örterdi.
Bulut olmak isterdim gökyüzünde. Yalnız, küçük bir bulut…
|
 |
Yorumlar |
|

|